öncelikle sınıfta yaptıklarımız hiçte oyun değildi bunu belirtmeden geçemeyeceğim.. ders içeriği ve işlenişi bakımından şu kısacık okul yıllarım içinde bir dönüm noktasına sahip. derse herkesin katılmak zorunda! olması bir yana herkesin bu zorundalıktan zevk alması dersi güzel kılan yönlerden sadece birkaçı. ders hakkında bu kadar olumlu! bilgi verdikten sonra birazda derste gördüğüm (kendi açımdan) oumsuz yanlara değinmek istiyorum. bazı oyunların hem derste yani sced487 dersi içinde hemde öğretmenlik görevini yapacağımız sınıflar içinde uygulanabilir olduğunu düşünmüyorum. mesela vampir oyunu katılmak istemediğim bir oyundu ve sadece izlemekle yetindim.
oyunlara gelince; herbiri güzel ve sınıfta uygulanabilirliği olan oyunlar olması sebebiyle devam etmesini şiddetle istediğimiz , teori kısmına hiç geçmeyelim hocam hep oyun oynayalım dediğimiz bölümleri dersin. ilk oynadığımız sırta yazı yazma oyunu insanların kendilerine gelen uyarıları nasıl değerlendirdiğiyle alakalı. sonuçta bilgide kişiler arasında iletilen ve aktarılan bir olgu olduğu için her birey onu kendine göre algılayacaktır. tabii ki tümüyle değiştirmeyecektir ama her birey kendine göre bir algılama yolu bulacaktır. bu da bizim öğretmenlik vazifesi yaptığımız sürede “individual differences” olayını gözden kaçırmamamız gerektiği anlamına geliyor..
ayrıca isim ve tanım taşıma oyunuda olayları kendi açımızdan nasıl değerlendirdiğimize dair iyi bir örnek. çünkü birçok insan isimleri ve tanımları karıştırmıştı ve onları kısa yoldan ezberleme yoluna gitmişti. böylece en kolay akılda kalan ayşe ismi çok fazla duyulmuştu. birde vampir oyunu vardı ki açıkcası ben o oyunun amacını pek anlamadım. hadi biraz anladım diyelim onu eğitime nasıl uygulayacağım onu bulamadım. derste görüşmek üzere..